Kış Uykusu: "Hibernasyon"

Kış uykusu, sonbaharın gelişi ile birlikte iklim değişikliğine paralel olarak ortaya çıkan bir fizyolojik mesaja uyum, memelilere, reptillere (sürüngenler) ve amfibilere (hem karada hem suda yaşayan canlılar) özgü bir korunma ve savunma mekanizmasıdır.

Bu canlıların hayattan çekilerek uyumaları iki şekilde gerçekleşir. Birincisi gerçek kış uykusu (hibernasyon) ikincisi de kış dinlenmesidir. Peki, farkları nelerdir?

Gerçek kış uykusu, vücut sıcaklığının sıfır dereceye yaklaşacak şekilde azalmasıyla ortaya çıkar. Metabolizmanın bu denli yavaşlaması kış uykusunun, kış dinlenmesinden ayrılmasını sağlar. Kış dinlenmesine giren hayvan, yuvasına çekilerek derin ve sakin bir uykuya dalar. Kış dinlenmesi sırasında hayvan vücuduna depo ettiği yağları kullanırken; bunun yanında zaman zaman yuvasına depo ettiği diğer besinleri de yer.

Ayıların kış uykusuna yattıkları yerlerde yapılan araştırmalarda hiç bir dışkı ve idrar kalıntısına rastlanmamıştır. Yani bu hayvanların kış uykusu boyunca vücutta biriken azotu üre yoluyla dışarı atmadıkları ve kandaki zehirli madde miktarının artmadığı saptanmıştır.

Kış uykusu sürecinde beyin hücrelerinin dış ortamla ilişkileri kesildiğinden tüm organlar tam bir dinlenme haline geçerler. Bunun sonucunda solunum yavaşlar, kan basıncı düşer, kalp atışları azalır, bazal metabolizma ve vücut sıcaklığı düşer. Uyku ve kış uykusundaki metabolik değişiklikler; solunumda yavaşlama, hücreler arası kan asitlik derecesinin artması, dokulara giden oksijenin azalması, vücut sıcaklığının düşmesi, enerji depolamanın düşmesi ve hacim değişiklikleri olarak sıralanabilir.

Kış uykusu esnasında beyinden sinyal gelmiyor olduğunda bile merkezi sinir sistemi fonksiyonlarına devam eder. Derin uykuda bazı davranışlar ise değişmez. Sözgelimi, yatarken duruşun değiştirilmesi, rahatsız edildiğinde sıradan verilen tepkiler gibi.

Kas ve kemik doku bu durumdan ne şekilde etkileniyor? Ya da etkilenmiyor?

Kış uykusundan uyanan canlılar büyük bir iştahla ve hızla beslenmek için yattıkları yerden dışarı çıkarlar. Bu sırada hareketlerinde herhangi bir aksama görülmez. Peki, bu hayvanlar aylarca yattıkları halde neden uyandıklarında sadece biriktirdikleri yağ dokuda erime olur da kas ve kemik dokularında herhangi bir erime görülmez? İnsanlar bir hafta kalkmadan yattıklarında bile kas ve kemik dokuda değişmeler başlarken neden bu canlıların dokuları normal kalır?

Tabiatta hiç bir olayın sebepsiz olmadığını gösteren bilimsel çalışmalar dahi, bu aşamada bir yaratıcının varlığını kabul ediyorlar. Her olayda karşımıza çıkan sebep-sonuç ilişkisi ve doğal denge kainattaki mükemmel düzeni bir kez daha görebilmemiz için olanak sağlıyor.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Rüyalarınızı Hatırlıyor musunuz?:

Son yorumlar